Çalışma Saatleri : Pazartesi - Cuma - 09:00 - 17:00
  İletişim : 0216 428 00 30 - 386 02 89

Yazılarım

TİROİD NODÜLLERİ

TİROİD NODÜLLERİ

tiroid_nodul_1Tiroid nodülleri, tiroid bezinde oluşan ve normal dokuya benzemeyen farklı büyüklükteki kitlelerdir. ABD gibi iyot eksikliğinin yerine konulduğu ülkelerde %4-7 oranında iken iyot eksikliği olan ülkelerde bu oran daha yüksektir.

Tiroid bezinin görüntülenmesinde gelişmiş USG kullanılması ile bu oran %67’lere çıkmaktadır.

Tiroid nodüllerine iyot eksikliği bölgelerinde, kadınlarda, yaşlılarda, radyasyona maruz kalanlarda daha sık rastlanmaktadır. Tiroid nodülleri boyunda görüntü olarak belirti verebilirler ya da doktor muayenesi esnasında tespit edilirler. Bazıları fazla büyüyüp bası belirtileri oluştururken birçoğu tesadüfen bulunur. Nodüller tek nodül (soliter) veya birden fazla (multiple) nodüller şieklinde görülebilir. Tiroid nodüllerine rastlandığında çözümlenmesi gereken sorular mevcuttur. En önemlileri:

  1. Nodül iyi huylu mu, kötü huylu mu?

Kötü huylu olma oranı %5’dir.

  1. Nodül tiroid bezinin fonksiyonlarını bozuyor mu?

Çok çalışması (hipertiroid), az çalışması (hipotiroid)

  1. Bası belirtileri var mı?

(Nefes darlığı, yutma güçlüğü, konuşma bozukluğu…)

Bu soruların cevabına göre hastanın tedavi protokolü farklılıklar göstermektedir.

 

TİROİD NODÜLLERİNİN TEŞHİSİNDE KULLANILAN YARDIMCI YÖNTEMLER

 

Öykü (Anamnez)

İlerleyen yutma güçlüğü, ses bozukluğu ve nefes darlığı gibi bası belirtileri var ise nodülün kötü karakterli olma olasılığı artmaktadır. Ancak iyi huylu nodüllerde de bu semptomların olabileceği akılda tutulmalıdır. Çocukluk ya da adölesan döneminde baş ve boyuna yönelik ışın tedavisi uygulanması tiroid nodüllerinde kanser riskini arttırmaktadır.

Erkeklerde, çocuk veya adölesan yaş grubunda, 20 yaş altında veya 60 yaş üzerindeki nodüllerde kanser olma riski fazladır. Var olan nodülün hızlı büyümesi yine kanser olma olasılığını arttırmaktadır. Tiroid nodüllerinde hasta hipotiroidi veya hipertiroidi yönünden araştırılmalıdır.

Nodüllerde cerrahi açıdan en önemli olan sorun tiroid kanserinin atlanma olasılığıdır.

Fizik Muayene

Boyunun el ile muayenesi (Palpasyon) tiroid nodüllerinin belirlenmesinde en kolay ve en ucuz yöntemdir. Ancak hassasiyeti azdır. El ile muayene ile tiroid bezinin büyüklüğü, nodülün sayısı, kıvamı, hareketliliği hakkında fikir yürütülebilir. Sert kıvamlı, hareket etmeyen, kenarları düzensiz nodüllerin kanser olma olasılığı fazladır. Nadiren nodüller kireçlendiğinde aynı şekilde sert olabilir.

Tiroid el ile muayenesi esnasında tüm boyun, diğer kitleler ve lenf bezleri açısından değerlendirilmelidir. Genellikle 1cm’den büyük nodüller muayenede tespit edilebilir.

Laboratuar Değerlendirme

Nodüllerin değerlendirilmesinde tiroid hormonları düzeyinin ölçümü iyi ya da kötü huylu nodül varlığını ayırt ettirmez. Laboratuar olarak öncelikle TSH ölçülmelidir. TSH düşük ise T3, T4 hormonları istenmelidir. TSH düzeyi düşük ise zehirli guatr yönünden araştırılmalıdır. Eğer TSH hormonu yüksek ise Hashimato tiroiditi yönünden araştırılmalı ve tiroid antikorları da istenmelidir. [Antimikrozomal (anti-M) ve Antitiroglobin (anti-Tg)] Hashimatoda %80-90 antikor pozitiftir.

Tiroid medüller karsinomlarında serum kalsitonin ölçümü kullanılabilir.

 

 tiroid_nodul_2

 

TİROİD NODÜLLERİNİN GÖRÜNTÜLENMESİ

Tiroid Sintigrafisi

Sintigrafi tiroid bezinin fonksiyonunu gösteren tetkikdir. Hastaya radyoaktif madde teknesiyum-99 (Tc99m) veya radyoaktif iyot verilerek uygulanır. Bu radyoizotopların durumuna göre nodüller:

1-) Hipoaktif veya soğuk

2-) Normoaktif veya ılık

3-) Hiperaktif veya sıcak olarak nodüller değerlendirilir.

Tiroid sintigrafisi iyi veya kötü olarak nodülleri ayırt etmekte yetersizdir. Hiperaktif laboratuar verilerinde sintigrafi kullanılmaktadır.

Ultrasonografi

Tiroid hastalıklarında giderek kullanım oranı artmaktadır. Fizik muayenenin en önemli tamamlayıcısıdır. El ile muayenede %4-7 oranında rastlanan nodül, USG’de %50 ve üzeri oranlarda tespit edilmektedir. USG ile nodülün hacmi, sayısı, boyutları, iç yapısı, lenfadenopati varlığı tespit edilebilir.

Nodüllerin değerlendirilmesinde kullanılan USG kriterleri: ekojenite, kenar özellikleri, halo varlığı, küçük kireçlenmeler, nodülün kanlanması, nodülün komşu dokularla ilişkisi gibi ana temalardır. Aynı zamanda USG, nodül biyopsisi ve etanol enjeksiyonunda hedefe ulaşmada büyük kolaylık sağlar.

BT ve MR

Bu görüntülemeler trakeaya bası oluşturan, çevre dokular ile düzensiz ilişkisi olan tiroid nodüllerinde istenebilir.

PET

Tiroid kanserlerinin takibinde son yıllarda daha fazla kullanılmaya başlanmıştır.

 

TİROİD İNCE İĞNE ASPİRASYON BİYOPSİSİ (TİİAB)

Cerrahi tedavi gerekitren hastaların seçiminde en önemli parametre TİİAB’dir. Tiroid kanserlerinde duyarlılığı ortalama %83 (%65-98), özgüllüğü ise %92 (%72-100) dir. Tanısal doğruluk oranı ise %95’tir. TİİAB sonuçlarına göre cerrahiye verilen hasta sayısı azalmıştır. Birçok gereksiz ameliyattan uzaklaşılmıştır. Ancak ameliyatta TİİAB’ye göre kanser saptanan nodül sayısında da ortalama 2-3 misli artış tespit edilmiştir. TİİAB poliklinik şartlarında uygulanabilen, basit, ucuz, hastanın iyi tolere ettiği, tekrarlanabilen bir yöntemdir. Deneyimli sitopatologlar tarafından değerlendirilmesi önemlidir.

Nodüllerin %70’i iyi, %4’ü kanser %10’u şüpheli %16’sı yetersiz materyal olarak rapor edilmektedir.

Palpe edilemeyen küçük (1-1.5 cm’den küçük) kistik ve mikst nodüllerde TİİAB USG eşliğinde yapılmalıdır. Kistik ve mikst nodüllerde kist duvarından ve nodülün solid kısmından materyal alınmalıdır. Kistik sıvı tamamen aspire edilmeli ve patolojiye gönderilmelidir. Birden çok nodülü olan MNG (multinodüler goitre) hastalarında ise USG ile kanser kriterleri taşıyan nodüllerden biyopsi yapılabilirse de doğru olan her nodülden ayrı ayrı biyopsi yapılmasıdır.

Tiroid nodüllerinde TİİAB ile papiller, medüller ve ana plastik kanser tanısı konulabilir. Cerrahi yönden belirsizlik taşıyan folliküler neoplazilerdir. Ameliyat sonrasında neoplazilerin %20-25’i foliküler kanser %75-80’i ise iyi huylu nodüller olarak rapor edilir.

 

TİROİD NODÜLLERİNİN TEDAVİSİ

Cerrahi Tedavi

  • TİİAB sonucu kanser ve kanser şüphesi olanlar
  • Büyük toksik nodüle bağlı hipertiroidi
  • Yutma güçlüğü, ses kısıklığı ve nefes darlığı gibi bası belirtileri
  • 3cm’nin üzerinde nodül varlığı
  • 3 kez yapılan biyopsiye rağmen yetersiz materyal gelmesi
  • TİİAB iyi huylu olmasına rağmen kanser riski yönünden klinik şüphenin devam etmesi
  • İlaç tedavisi altında veya ilaçsız büyüyen nodüllerde cerrahi tedavi uygulanır.

Tiroid cerrahisi bu konuda deneyimli cerrahlar tarafından yapılmalıdır.

 

Medikal Tedavi

Endokrinoloji uzmanları tarafından takibi yapılan hastalara iyi ya da kötü karakterli olma durumuna göre tedavi uygulanmakta ve gerekli olduğu durumlarda nükleer tıp uzmanlarıyla koordineli çalışılmaktadır.

 

Tiroid hastalıkları cerrahi, endokrinoloji , nükleer tıp, radyoloji ve patoloji gibi multidisipliner yaklaşımı gerektiren hastalık grubudur. Basit yöntemlerle teşhisi konulan ve başarı ile tedavisi yapılan, oldukça yüz güldürücü endokrin rahatsızlıktır.

Devamı

KIL DÖNMESİ (Pilonoidal sinus)

Daha çok kıl dönmesi olarak bilinen hastalık oldukça yaygın ve genç nüfus hastalığıdır. Kuyruk sokumunda sık rastlanan hastalık farklı bölgelerde de (koltuk altı, el parmak arası, göbek deliği) görülebilir. Kuyruk sokumunda oluşanlar, anal bölgeye yakın oldukları için önem taşımaktadır. Çeşitli tedavi stratejilerine rağmen hastalığın tekrar etmesi ve hastaların yaşam kalitelerini etkilemesi nedeniyle halen hastaların korkulu rüyasıdır.

-Kıl dönmesi nedir?

Deri altında oluşan boşluk içine kılların dolması ve vücüdun reaksiyoner sıvısının birikmesi ile oluşur. Oluşan boşluk bir ağız ile cilde açılmaktadır. Bu ağızlar birden fazla olabilir. Sırttan ve baştan dökülen kıllar sırtın en çukur alanı olan iki kaba et arasında kıllı ve terli oluğa takılıp sürtünmeler ile vida şeklinde kıllar cilt altına girebilmekte. Bunu da oluşan kaviteler ve labirentler iltihaplanma için uygun olan alan oluşturmaktadır. Buraya giren bakteriler ile apseler oluşmaktadır.

-Belirtiler

Berrak koyu renkli akıntı, kanlı olabilir. İltihaplanma ile kuyruk sokumunda kırmızımsı hassas bölge oluşabilir. Enfeksiyon şiddetli olursa ateş, halsizlik ve bulantıya yol açabilir. Nadiren de üzerinde yerleştiği kemiğe yayılma ve hayati tehdit oluşturacak ciddi iltihap tablosuna neden olabilir.

-Tedavi

1) Ameliyatsız uygulamalar: Son yıllarda ameliyatsız tedavi yöntemi olarak kristalize fenol uygulamaları güncel hale gelmiştir. Biz takipte olan hastalarımızdan son derece başarılı sonuçlar aldık. Ofis şartlarında uygulaması yapılmakta ve bir saat sonra hasta normal hayatında dönmektedir. Bu konuda gümüş nitrat uygulamaları ve son yıllarda lazer uygulamaları da güncel hale gelmiştir.

2) Cerrahi uygulamalar;

  1. a) Flepli uygulamalar: Daha emekli ve komplike prosedürler olup nüks oranları daha azdır.
  2. b) Flepli olmayanlar: Nüks oranları daha fazla olan prosedürlerdir. Uygulanacak olan operasyonlar hasta ile tartışılmalı, bilgilendirme yapılarak karar verilmelidir.

Kıl dönmesinin tedavisinde hasta ilk görüldüğü andan itibaren kalçalar arası bölgenin temiz tutulumu, mümkünse zeytinyağlı sabun  ile temizlenmeli, bu bölgenin kıllarının temizlenmesi öncelikli olarak hastaya hatırlatılmalıdır. Tedavi sonrasında da bu bölgeye olan özeni her zaman devam etmesi gereklidir.

Devamı

Tiroid Hastalıkları Ve Cerrahi

Guatr,  tiroid bezinin çeşitli sebeplerle büyümesi durumudur. Tiroid bezi boynun ön tarafında kelebek şeklinde hormon üreten bir bezdir. Çok çalışırsa hipertiroidi (zehirli guatr), az çalışırsa hipotiroidi denir.

Hipertiroidide; aşırı hareketlilik, çarpıntı, aşırı iştaha rağmen kilo kaybı, sinirlilik, terleme gibi şikayetlere rastlanır. Hipotroidili hastada ise; hareketlerde yavaşlama, kilo artışı, vücutta su tutulması, ciltte kuruma, kabızlık gibi şikayetler olur.

Tiroid bezinin fonksiyon bozuklukları dışında, bir de nodül olarak tanımladığımız büyümeleri karşımıza çıkmaktadır. Cerrahiyi asıl ilgilendiren problemler nodüllerdir. Tiroid nodüllerinde doktor muayenesi dışında en önemli teşhis aracı USG’dir. USG’nin tiroid hastalıklarında kullanılması nodül yakalama oranını arttırmıştır. Fonksiyon görmeyen nodüllere soğuk nodül (hipoaktif) denilmektedir. Bunlarda kanser gelişme riski artmaktadır. %5-15 oranında kansere rastlanmaktadır. Yapılan İİAB (ince iğne ile parça alınması) ile kanser teşhisi koyulabilmektedir.

Günümüzde tiroid cerrahisi son derece başarı ile uygulanmaktadır. Küçük bir kısım tiroid kanserleri dışında oldukça başarılı sonuçlar alınmaktadır. İyi bir cerrahi ve sonrası ilave tedavi uygulamaları ile hastalar sorunsuz olarak yaşamlarına devam etmektedirler. Operasyonlarda yardımcı cihazlar kullanılarak (Sinir Monitörizasyonu, Damar Kapama Cihazları gibi) daha kısa sürede ve daha başarılı ameliyatlar yapılmaktadır.

Tiroid bezi hastalıklarında bilinmesi gereken önemli bir nokta da; bu başarının bir takım uygulaması ile gerçekleşebileceği ve bu takımda cerrahın yanı sıra endokrinolog, nükleer tıp uzmanı, patolog ve radyoloğun bulunması gerekliliğidir.

Devamı

Meme Kanserinde Sentinel Lenf nodu Uygulaması

Meme kanserli hastalarda koltuk altı lenf nodlarının tutulumu durumu, hastalığın derecelendirilmesi, hastalığın ömür beklentisi ve hastalığın tedavisi açısından önemlidir. Bu sebeple yaklaşık yüz yıldır koltuk altı diseksiyonları uygulanmaktadır. Çok agresif olan uygulamalar yerine artık günümüzde işaretlenen bezlerinin çıkartılması ile yetinilmektedir. Verilen özel boyalar ya da radyoaktif maddeler ile lenf nodunun yeri belirlenmekte ve sadece işaretlenen lenf nodunun çıkartılması ile ameliyat sonlandırılmaktadır. Çıkartılan lenf nodu iyi huylu ise ameliyat sonlandırılmakta, bu sebeple gereksiz koltuk altı girişimleri uygulanmamaktadır. Bu durumda hasta daha sonra gelişecek olan; kolda aşırı ödem, eklem fonksiyonlarında bozulma, kronik omuz ağrısı, aksiller sinirin hasarı gibi olumsuzluklardan kurtulmaktadır. İlk olarak da Cabanas tarafından lenfatik haritalama amaçlı uygulanmış ve daha sonra Morton tarafından 1992 yılında Melanomlu hastalarda uygulanmaya başlanmıştır. Bu uygulamanın güvenilirliği istatistiki olarak araştırılmış ve güvenilir bir yöntem olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Devamı